Gülmekten öldüren yasalar

August 17, 2007

Pazarları paraşüte binenler hapse girer. Domuza Napolyan adı verilmez…

Kulağa tuhaf gelebilir, ama bunlar dünyanın farklı kentlerinde hâlâ geçerli olan yasalar. Dünyanın 25 ‘tuhaf‘ yasasını derleyen İngiliz Times gazetesine göre, saçma yasalar konusunda başı ABD ve İngiltere çekiyor.

İşte en saçma yasalar:

    *Britanya kıyılarında bulunan ölü balinanın başı krala, kuyruğu ve kemikleri ise kraliçeye ait olur

    *Vermont’ta kadınlar takma diş takabilmek için kocalarından izin almalı

    *Florida’da pazar günleri paraşüte binen bekâr kadınlar hapse girebilir

    *’Fransa’da domuza Napolyon ismi vermek yasak

    *İngiltere’nin başkenti Londra’da vebalıların taksiye binmesi yasak.

    *Taksilerin kuduz köpek ve cesetleri taşıması da yasadışı.

    *York kentinde şehir surları içinde ok ve yay taşıyan İskoçları öldürmek yasal.

    *Chester’da ise Gallerlilerin günışığından önce şehre girmeleri ve güneşin batmasından sonra şehirde kalmalarına izin verilmiyor.

    *Britanya’da üzerinde monarşiyi gösteren pulu ters yapıştırmak vatana ihanet olarak algılanıyor.

    *Britanya, hamile kadınlar için cennet, hamilelerin istedikleri yerde işemelerine izin veriliyor, isterlerse polislerin kaskına bile işeyebiliyorlar.

    *Londra Limanı’na giren kraliyet gemileri liman polisine bir fıçı rom vermek zorunda.

    *Lancashire sahilinde ise sahiplerinin, köpeğinin havlaması için sahil polisinden izin alması gerekiyor.

Kaynak: Gülmekten öldüren yasalar


Türk bilimadamının buluşu

August 17, 2007

ABD’de çalışan Türk bilimadamı Erdemir, yağa borik asit kattı…

Dr. Ali Erdemir

ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Argonne Laboratuvarları‘nda çalışan Türk bilimadamı Dr. Ali Erdemir, borik asit parçacıklarını motor yağıyla karıştırarak, yağın daha kaygan hale gelmesini sağladı.

Argonne Laboratuvarları’nın internet sitesinde verilen habere göre, Erdemir, yağa borik asit parçacıklarını katarak, motor parçaları arasındaki sürtünmeyi azalttı ve böylece enerji tüketiminde tasarrufun yolunu açtı.

Argon’un enerji sistemleri biriminin üst düzey bilimadamlarıarasında yer alan Ali Erdemir’in 20 yıllık çalışma sonucunda elde ettiği bulgulara göre, dibe çökmeme özelliği bulunan borik asit, sürtünenyüzeylerin en ince kısımlarına kadar nüfuz ediyor ve koruyucu, kaygan bir tabaka oluşturuyor.

Bu tabaka, sürtünen yüzeyler arasındaki sürtünme katsayısını üçte iki oranında azaltıyor ve bu da yüzeyde daha az enerji harcanmasını mümkün kılıyor.

Yeniliğin, aynı zamanda motor ve makinelerin ömrünü uzatma ihtimali üzerinde duruluyor.

Erdemir, internet sitesinde yer alan açıklamasında, buluşun, yakıt tüketiminde yüzde 4 veya 5 oranında tasarruf sağlayabileceğini, bunun sadece yüzde birinin günlük petrol tüketimini milyonlarca varil aşağıya çekebileceğini ve böylece ekonomiye büyük katkı sağlanabileceğini söyledi.

Kaynak: Türk bilimadamının buluşu


CD 25 yaşında

August 17, 2007

Müzik endüstrisinde devrim yaratan CD 25 yaşına girdi.

compact disc

Müzik endüstrisinde devrim yaratan ve daha sonra diğer alanlarda da kullanılmaya başlanan CD (compact disc) 25 yaşında.

Merkezi Hollanda’da bulunan Philips’in Almanya’nın Hannover kentindeki fabrikasında 25 yıl önce 17 Ağustos 1982‘de üretilen ilk CD, müzik endüstrisinde çok kimsenin tahmin edemeyeceği bir devrim yarattı.

İlk CD’nin geliştirilmesine katkıda bulunan mühendislerden Piet Kramer, ”1970′lerin sonunda ve 1980′lerin başında, bir gün eğlence ve bilgi-işlem teknolojisinin, film ve program depolamak için dijital diskleri tercih edeceğini hiçbirimiz düşünmemiştik.” diye konuştu.

1990′lardan itibaren CD’ler müzik endüstrisinde yavaş yavaş plakların yerini aldı, zamanla CD’ler bilgi-işlem alanına da girdi. CD-rom ve DVD’ler üretildi. 25 yılda yaklaşık 200 milyar CD satıldı.

İLK CD’LER

İlk CD’nin nasıl geliştirildiğini anlatan Hollanda Eğlence Endüstrisi Kurumu (NVPI) sözcüsü Paul Solleveld, ”İş, devrimlerin büyük bölümünde olduğu gibi ufak çaplı başladı.” dedi.

Philips, başlangıçta, görüntü depolanabilen, altın sarısı renginde 33′lük plak büyüklüğünde dijital diskler üretmeyi planladı, ancak bu videodiskler pek rağbet görmedi. Bu başarısızlığın ardından Philips’teki mühendisler, sadece ses depolanabilen daha küçük bir disk geliştirmeyi hedeflediler ve CD doğdu.

İsveçli grup ABBA’nın ”The Visitors” albümü, CD olarak piyasaya sürülen ilk albüm oldu.

İlk günlerde Philips fabrikalarında saatte 200 CD üretiliyordu ve bunların çok büyük bölümü klasik müzik CD’siydi. Philips’e göre ses kalitesi çok üst seviyede olan CD’lere, başlarda klasik müzik dinleyicileri pop ve rock müzik dinleyicilerine göre daha çok ilgi gösterdi ve bu nedenle başlarda genellikle klasik müzik CD’leri basıldı.

Plaklara göre, çıktığında daha pahalı olan CD’lerin okuyucuları da pahalıydı. İlk cd okuyucu modellerinin bugünün parasıyla 1.500 avro (yaklaşık 2800 YTL) olduğu belirtiliyor.

Kaynak: CD 25 yaşında


Sanalın 23 yaşındaki prensi

August 15, 2007

Sitesine, Yahoo 1 milyar dolar verdi ama dönüp bakmadı. O alemin yeni prensi.

Mark Zuckerberg

Amerika’nın en büyük haber dergilerinden biri olan Newsweek son sayısında Facebook‘u kapağına taşıdı. Amerika’da ve tüm dünyada kullanımı hızla büyüyen sosyal iletişim sitesi Facebook’un, Silikon Vadisinde Google’dan sonraki en popüler firmalardan biri olacağı söyleniyor.

Sahibi ise şu anda 23 yaşında olan üniversite terk bir genç… İnternet aleminin yeni prensi olarak nitelenen Mark Zuckerberg, milyar dolarlık bir hayal yarattı.

NASIL KURULDU?

Facebook, 2004 yılında Harvard Üniversitesinde öğrenci olan 19 yaşındaki Mark Zuckerberg tarafından kurulmuş. Geçtiğimiz yıl bir başka internet sitesi ConnectU, Zuckerberg’i üniversite yıllarında kendi fikirleri olan Facebook’u çaldığı iddiasıyla mahkemeye vermiş; fakat yeterli delil olmadığı için dava düşmüştü.

Facebook, ilk kurulduğu Harvard Üniversitesi’nde sadece öğrencilerin kullandığı bir iletişim sitesiyken, iki hafta içinde 4 bin 300 fakülte çalışanı ve mezun da siteye kaydoldu. İlerleyen aylarda Facebook, Stanford, Columbia, Yale üniversiteleri ve tüm diğer yüksek öğretim kurumlarında kullanıma açıldı.

Siteyi kuran Zuckerberg, o yıl okulu bıraktı ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Silikon Vadisine geldi. Burada yatırımcı Peter Thiel’den aldıkları 500 bin dolarlık finansal destekle site daha da büyüdü.

ALEMİN YENİ PRENSİ

Yahoo’nun CEO’su Terry Semel tam o günlerde siteyi almak için 1 milyar dolar teklif verdi fakat eli boş geri döndü. Facebook’un bugün aktif kullanıcı sayısı 35 milyona ulaşmış durumda.

Newsweek’de teknoloji dünyasının 23 yaşındaki yeni prensi olarak tanımlanan Zuckerberg, bugünlerde siteyi sadece sosyal amaçlı iletişim merkezi olmaktan daha farklı alanlara kaydırıyor. Bir kaç aydır devam eden bir uygulama ile Facebook’da geliştiriciler kendi uygulamalarını kullanılır hale getirebiliyorlar. Böylece yeni fikirler milyonlarca kişinin bulunduğu bir ortamda denemeye de açılmış oluyor.

DEĞERİ MİLYAR DOLAR

İlk yatırımcılardan olan ve bugün Facebook’un yönetiminde bulunan Peter Thiel, merkezi Palo Alto, California’da bulunan ve 300 çalışanı bulunan sitenin değerini 7-8 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Thiel ve diğer çalışanlar aynı zamanda şirketin hisselerinin 2 yıl içinde halka arzını da bekliyor.

HEM SEVGİLİ HEM EĞLENCE

Myspace’i daha çok müzik grupları ve stand-up oyunculardan oluşan bir site olarak tanımlayan Zuckerberg, Facebook’un yeni sevgililer bulmak için oluşturulmuş bir site olmadığının da altını çiziyor. Kullanıcılar sadece belirledikleri arkadaşlarına ulaşıp onlarla irtibatta kalıyorlar.

Aktiviteler, aktif kişi hakkındaki raporlar, fotoğraf ve video paylaşımı ve kişiler hakkındaki yorumlar ve duvar yazıları ise sitenin en önemli özelliklerinden.

YAKINDA HER DİLDE

Facebook’un reklamları ise 2011 yılına kadar Microsoft ortaklığıyla yürütülecek. Site yakında diğer dillerde de hizmet vermeye başlayacak.

Facebook’un en sadık kullanıcıları olan gençler ise sitenin kalabalıklaşmasından ve yaş ortalamasının artmasından memnun değiller.

Kaynak: Sanalın 23 yaşındaki prensi


Örümcek Ağı’nın sırrı çözülemiyor

August 13, 2007

Bilim Adamları Örümcek ağıyla ilgili inanılmaz açıklamalar yapıyor.

Spider Web

Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı. Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi.

Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor.

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu bilirlenirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi.

Kaynak: Örümcek Ağı’nın sırrı çözülemiyor


8 milyon yıllık hücre canlandı

August 8, 2007

Buzullardan alınan 8 milyon yıllık 5 buzdaki mikroplar faal hale getirildi.

8 milyon yıllık hücre

Araştırmacılar, Antarktika’nın döküntülerle kaplı buzullarından aldıkları ve 100 bin ila 8 milyon yıllık 5 buz örneğini laboratuvar ortamında ısıtıp, beslediler ve mikropların yeniden faal hale gelmesini sağladılar.

Bilim insanları, Güney Kutbu’nda buz tabakaları arasında sıkışıp kalmış 8 milyon yıllık mikropları laboratuvar ortamında dirilttiler.

ABD’nin New Jersey Rutgers ile Boston üniversiteleri tarafından ortaklaşa yürütülen araştırmada, bilim insanları, Antarktika’nın Beacon ve Mullins vadilerindeki buzulun yüzeyinden 3 ila 5 metre aşağıdan aldıkları buz örneklerindeki bakterileri canlandırırken, 100 bin yıllık buzdan alınan kültürlerin, her yedi günde boyutlarını iki katına çıkardıklarını, buna karşılık 8 milyon yıllık buzdan alınanlarınsa daha yavaş, 30 ila 70 günde bu boyuta ulaştıklarını belirlediler.

Daha genç mikroorganizmaların yaşlı olanlardan daha hızlı büyüdüklerini tespit eden bilim insanları, araştırmalarının bulgularını Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin dergisinde yayınladılar.

Buzda donmuş eski virüs ve mikropların iklim değişikliğinin buzulları eritmesiyle okyanuslara genetik materyal olarak karışabileceğini ortaya koyan araştırmayı yürüten uzmanlar, ancak böyle bir sürecin milyarlarca yıl alacak bir süreç olacağını ve insan yaşamını olumsuz etkilemeyeceğini düşündüklerini belirtiyorlar.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Cumartesi fırlattığı Phoenix uzay aracı da, 9 aylık yolculuğundan sonra, Dünya’daki araştırmaya benzer şekilde, Mars’ın kuzey kutup bölgesindeki donmuş toprak ve buz katmanları arasından numune toplayacak ve yüzeyi analiz edecek.

Kaynak: 8 milyon yıllık hücre canlandı


Teorileri zorlayan gezegen

August 8, 2007

Bilinen en büyük gezegen keşfedildi. Öylesine büyük ki teorileri zorluyor.

TrES-4

Bir yıldızın yörüngesinde dönen yeni gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük. Bilim insanlarına göre, gezegen öyle büyük ki, gizeminin varolan teorilerle açıklanması çok güç.

Uluslararası gökbilimcilerden oluşan bir ekip, Arizona, California ve Kanarya Adaları’nda kurulu teleskop ağını kullanarak önemli bir keşfe imza attı. Bilim insanı, güneş sisteminin dışında bugüne dek bilinen en büyük gezegeni keşfettiklerini açıkladı.

Herkül takım yıldızında bulunan gezegene TrES-4 adı verildi. Gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük.

Dünyadan yaklaşık 1500 ışık yılı uzakta olan gezegen, ana yıldız etrafındaki dönüşünü yaklaşık 3.55 günde tamamlıyor. Bu da yeni gezegende bir yılın bir haftadan daha az olması anlamına geliyor.

Ana yıldızdan 7 milyon kilometre uzakta olmasına rağmen gezegenin yüzeyinin sıcaklığının 1327 derece olduğu tespit edildi.

Yeni gezegen dünyayla yıldızı arasından geçerken yıldızın ışınlarının yüzde birini engelliyor. Bu da parlaklığını azaltıyor.

Bilim dünyası, dev gezegenin keşfini sevinçle karşıladı. Zira, uzmanlar mevcut bilimsel verilerle açıklanamayacak kadar büyük olan gezegenin incelenmesinin, güneş sisteminin dinamiklerini daha iyi anlamak adına önemli bir adım olacağını düşünüyor.

Gökbilimciler, yeni keşifleriyle işgili ayrıntıları Astrophysical Journal dergisinde yayımlayacaklar.

Kaynak: Teorileri zorlayan gezegen


Nokia ve Microsoft’tan işbirliği

August 7, 2007

Nokia, dosya paylaşımında Microsoft ile işbirliğine gitti.

Microsoft and Nokia

Mobil telefon üreticisi Nokia, cep telefonları, PC’ler ve diğer cihazlar arasında kablosuz bağlantı ile müzik, oyun veya video paylaşımına izin verecek teknolojiyi kullanmak üzere yazılım devi Microsoft ile işbirliğine gitti.

Microsoft’un “PlayReady digital rights management-dijital haklar yönetimi” teknolojisinin lisansını alarak dijital medyanın korunmasını amaçlayan Nokia firması, bu teknolojiyi, mobil telefon endüstrisinde en çok kullanılan yazılım platformu olan S60 yazılımında kullanacak.

Uzmanlar, merkezi İngiltere’de bulunan yazılım firması Symbian’ın işletim sistemi olan ve LG ile Samsung firmalarınca da gelişmiş modellerde kullanılan Nokia’nın S60 yazılımının en büyük rakibi Microsoft’un Windows Mobile işletim sisteminin de işbirliğinden yararlanacağını belirtiyorlar.

İki şirketin işletim sistemi arasındaki uyumluluğun, cihazlar arasında dosya aktarımını sağlayacağını ifade eden uzmanlar, bunun her iki şirket için de karlı olacağına işaret ediyorlar.

Nokia ve Microsoft, 2005’te Windows Media Player yazılımının Nokia marka telefonlara yerleştirilmesi konusunda ilk işbirliği anlaşmasını imzalamışlardı.

İki şirketin anlaşmasının ardından, cep telefonu fiyatlarının düştüğü piyasada üreticiler potansiyel karlı yazılımlardan yeni kazançlar elde etmeye çalışırken, Microsoft’un da mobil cihaz pazarından yeni gelirler elde etmeye gözünü diktiği yorumu yapılıyor.

Nokia, S60 modellerinin yanı sıra anlaşmaya dahil olan S40 serisinin de PlayReady teknolojisiyle gelecek yıl raflarda yerini alacağını açıklarken, iki şirketin mobil telefonlarda oyun, müzik, TV, erotik içerik ve kumar gibi eğlence hizmetini yaymak konusunda anlaşmalarını genişletmeleri bekleniyor.

Kaynak: Nokia ve Microsoft’tan işbirliği


kanguru gibin fare gibin bişiy

August 7, 2007

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde vücudu fareye, arka ayakları kanguruya, kulakları ise tavşana benzeyen bir kemirgen bulundu.

Kangrumsu Fare

Kemirgen görenleri şaşırtırken,Denizli Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ali Uzakgider, “Doğum anomalisinden kaynaklanan bir durum. Yeni bir tür olması mümkün değil.” dedi.
Kanguru, tavşan, köstebek, sincap ve fareyi andıran sevimli yaratığı görenler hayretlerini gizleyemiyor. Kanguru gibi sıçrayarak yürüyen yaklaşık 150 gram ağırlığında, 10 santimetre boyundaki, uzun kuyruklu, uzuk kulaklı yaratığı bularak sahiplenen Veli Turan ona ‘Abbas‘ adını verdi.
Gümüş Köyü’ndeki arkadaşları, Murat Tutkun, Fuat Turan ve Hasan Tutkun’la birlikte, 1 ay önce Eşeler Yaylası’nda gezerken, Veli Turan’ın ayağı bir çukura girdi.
Turan, ayağını çıkardığı çukurdan fırlayan bir canlının kanguru gibi sıçrayarak kaçtığını gördü. Uzun süren kovalamacının ardından gençler daha önce hiç görmedikleri yaratığı yakalayarak köye getirdi.
Kemirgeni, ekmek, yaprak ve karpuz gibi yiyeceklerle beslediklerini ifade eden Duran, “Kanguruya benzetiyoruz. Ama kanguru da böyle olmuyor. Kulakları büyük. Yani değişik bir mahluk. Yetkililerden kemirgeni araştırmalarını istiyoruz.” dedi.
Bölgede 40 yıldır çobanlık yaptığını belirten Hüseyin Aslan, “Ben bu dağları karış karış bilirim. Hayatımda böyle bir yaratık görmedim. Kanguru gibi sıçrıyor, görüntüsü fare ve tavşanı andırıyor.” dedi.

Kaynak: kanguru gibin fare gibin bişiy

Zaman Ötesi Edit: Hayvancaaz öööle mutasyon falan geçirmiş bişi diilmiş. Öööle keşfedilmemiş bi hayvan da değilmiş keza. Ben başta olmak üzre, bir kısım yurdum insanının bööle zoolojiyle pek bi ilgimiz olmadığından garibimi zıplayan ve kemiren yeni bi tür sanmışız. Halbuki diskavıri çenıl seyrediyo olsak kanımca bu hayvanla daha evvel tanışmış olurduk. Gavurca adı Allactaga Williamsi olmakla beraber Türkiye’de kendileri Arap Tavşanı olarak çağrılmaktalarmış. Hatta ve hatta kimi kaynaklarda mübareğin adı Jerboa olarak da geçebilmekteymiş.

Bilmemek ayıp degilmiş; örgenmek lazımmış!


Süper Kupa’nın rengi değişmedi!

August 6, 2007

Logo tartışmalarının gölgesinde başlayan dev randevu nefesleri kesti. Beşiktaş’ı yenen Fenerbahçe, 100. yıl zaferini Süper Kupa’yla taçlandırdı.

Süper Kupa Fener’in

Geçen sezon İnönü’de attığı golle Fenerbahçe’nin şampiyonluğu büyük oranda garantilemesini sağlayan Sırp yıldız dün de Beşiktaş filelerini sarsıp, bu kez takımına Süper Kupa’yı kazandırdı.

Kaynak: Süper Kupa’nın rengi değişmedi!